Covid: İngiltere'de yetişkin nüfusun çoğu aşılansa da salgının üçüncü dalgası yaşanabilir mi? - Haber.ws | Son Dakika, Güncel, Eğitim, Spor, Siyaset Haberleri

Covid: İngiltere’de yetişkin nüfusun çoğu aşılansa da salgının üçüncü dalgası yaşanabilir mi?

Covid: İngiltere’de yetişkin nüfusun çoğu aşılansa da salgının üçüncü dalgası yaşanabilir mi?

Uçakta bebeğin hayatını kurtaran doktor vekil, 2 hastaya daha müdahale etmiş
Masumlar Apartmanı yeni bölümüyle ekrana geliyor! Perişan hale gelen Gülben, herkesi kahrediyor
Sadakatsiz’de çok konuşulacak sahne! Volkan, gözyaşları içinde Asya’ya yaşadıkları şehirden gitmesi için yalvardı

Yetişkin nüfusun yarısından fazlasını en az bir doz aşılayan İngiltere, önümüzdeki haftadan itibaren koronavirüs önlemlerini adım adım kaldırmaya başlıyor. Mart sonundan itibaren insanlar açık havada küçük gruplar halinde biraraya gelebilecek.

Fakat Avrupa ülkelerinin hemen tamamında vaka sayıları yeniden artarken, İngiltere’de de üçüncü dalga uyarıları yapılıyor.

Başbakan Boris Johnson Avrupa’daki dalganın “İngiltere kıyılarına vurmasının” an meselesi olduğunu söyledi.

Bu kadar yüksek aşılama düzeyiyle, üçüncü dalga ne anlama gelebilir?

Tehlike geçmiş değil

Avrupa’da yükselen vakaların oluşturduğu tehditten söz ediliyor ama virüs çeşitli varyantlarıyla İngiltere’de hali hazırda dolaşımda.

Alınan sıkı kapanma önlemleri ve aşılama kampanyasının hızlandırılmasıyla paralel olarak vaka sayıları, ölümler ve bulaş hızı yıl başına kıyasla keskin bir düşüş gösterdi.

Ocak ayı başlarında günde 65 bine kadar vuran vaka sayıları geçtiğimiz hafta ortalama 5 bin düzeyine kadar indi, ölümler de günde 1300’lerden 100’ün altına kadar düştü.

Fakat hala tehlike geçmiş değil. Virüsün dolaşımı her an hızlanabilir.

Ulusal İstatistik Kurumu’nun tahminlerine göre, belirti göstermeyen vakalarla birlikte şu anda 68 milyonluk toplum nüfus içerisinde 100 bin kadar enfekte insan olabilir.

Ayrıca 8 Mart’tan itibaren okulların açılmasıyla birlikte çocuklar arasında vakalarda az da olsa bir artış gözleniyor. Ama uzmanlar bu artışın bir kısmının ortaokul düzeyinde öğrencilerin düzenli olarak test edilmesinden kaynaklanıyor olduğuna işaret ediyorlar. Çocuklar arasında test sayısındaki artış ve artık belirti göstermeyen vakaların da tespit edilmesiyle sayılar ister istemez yükseliyor.

Fakat çocuklar arasındaki vakalardaki artışın bir kısmının da okulların açılışı ve temasın artışıyla ilintili olduğu düşünülüyor. Bu ise çocukların virüsü henüz çoğu aşılarının birinci dozunu olmamış olan 50 yaş altındaki anne ve babalarına taşıması ve salgının yeniden yayılması anlamına gelebilir.

Aşılanmış nüfus güvende değil mi?

Covid ölümlerinin yüzde 99’u şu anda aşılanmış olan gruplarda yaşandığına göre, virüsün yayılması neden kaygı yaratıyor?

Edinburgh Üniversitesi’nden salgın hastalıklar uzmanı Profesör Mark Woolhouse, aşılamanın koronavirüse yakalanmakla, ölüm ve ağır hastalık arasındaki ilişkiyi ciddi şekilde zayıflattığını söylüyor.

Fakat taşıyıcı insan sayısı yüksek olduğu müddetçe virüsün aşılanmamış, ya da aşının yüksek koruma sağlamadığı insanlara ulaşmanın yolunu bulacağına dikkat çekiyor.

Şu ana kadar yapılan denemeler aşıların etkili olduğunu, hastalığı ağır geçirme riskini ciddi şekilde azalttığını ve hastalığa yakalananların bile en fazla hafif bir öksürük ve kısa süren bir nefes darlığı geçirebileceğini gösterdi.

Fakat bu aynı zamanda aşıların yüzde yüz başarılı olmadığını da ortaya koyuyor.

Profesör Woolhouse bu yüzden, sağlık sisteminin üzerindeki yük ciddi şekilde azalsa bile hala ölümler olabileceğine dikkat çekiyor.

Kimsenin tahmin edemediği bir şey ise, önümüzdeki aylarda vakaların hangi hızla artabileceği.

Yeni varyant, yeni bir salgın mı demek?

Bir kişinin hastalığı ortalama kaç kişiye bulaştırabileceği yani doğal R sayısı koronavirüsün ilk varyantında 3 ile 4 arasındaydı. Fakat yeni ve daha bulaşıcı varyanlarda bunun 5 civarında olabileceğini söyleyenler var.

Loughborough Üniversitesi’nden salgın modellemesi uzmanı Dr Duncan Robertson yeni varyantlarla birlikte artık yeni bir salgınla yüzyüze olduğumuzu düşünüyor.

“Yeni varyantın ortaya çıkışından sonra, sosyal mesafe önlemlerini ilk kez kaldırıyor olacağız. Bilhassa aşılama oranının daha düşük olduğu bölgelerde hızla yayılabilir” diyor.

Üçüncü dalgayı belirleyecek faktörler neler?

Bundan sonra olabileceklerin yönünü belirlemekte hayati rol oynayacak birkaç faktör var.

Birincisi aşılama ve bağışıklık faktörü. Aşılama kampanyası, aşılananları koruyacağı gibi aynı zamanda bulaş hızını yavaşlatmaya da yarayacak.

İlk veriler Oxford-AstraZeneca aşısının, vurulan insanların üçte ikisinde virüsü başkalarına geçirmeye de engel olduğuna işaret ediyor.

Buna bir de zaten hastalanmış olan ve bu suretle bir tür bağışıklık edinmiş olan nüfusun tahminen dörtte birini ekleyebiliriz.

İkincisi, mevsim etkisi. Önümüzdeki aylarda Kuzey Yarımküre’de hava ısınacak. Solunum yollarını etkileyen virüsler genellikle kış aylarında bahar ve yaz aylarına kıyasla daha çok yayılıyor.

Henüz koronavirüsün mevsimden ne ölçüde etkilendiğini çok net bilmiyoruz ama değişen mevsimlerin bir etkisi olması muhtemel. Bu nedenle de salgının yaz aylarında yükselişe geçmesi olasılığının düşük olduğunu, üçüncü dalganın kışa doğru yaşanabileceğini düşünen uzmanlar var. Ama bu da aşılama kampanyalarının birkaç ay daha kazanması ve üçüncü dalganın önünü kesmekte daha etkili olabilmesi demek.

Bilinmeyen bir faktör de kamuoyunun tutumu.

Şu ana kadar virüsün en çok kapalı mekanlardaki temaslarla yayıldığı biliniyor.

Profesör Woolhouse, “Açık havadaki faaliyetlerin çoğunun güvenli olduğunu biliyoruz. Okulların açılmasıyla salgının hızında çok büyük artışlar yaşanmadığını, otelcilik lokantacılık ve perakende satış sektörlerindeki risklerin azaltılabileceğini biliyoruz. Ama insanların evlerinin içinde ne yaptığını kontrol edemeyiz. Virüsün yayılması için en ideal alan evler” diyor.

Üçüncü dalga ne kadar büyük olabilir?

Cambridge Üniversitesi’nden risk değerlendirme uzmanı Profesör David Spiegelhalter, önlemlerin adım adım kaldırılması sürecinde bir çok insanın ilk tepkisinin “artık herşeyin düzeldiği” yönünde olacağını söylüyor.

Ama Profesör Spiegelhalter bu duyguya çok güvenmemek gerektiği uyarısında bulunuyor.

Her adımı atarken temkinle hareket etmek gerektiğine dikkat çekiyor.

Amaç kuşkusuz bir yandan toplumun normal hayata geri dönme ihtiyacı ile virüsü kontrol edebilme çabasının dengelenebilmesi.

Bu noktada bir kısım uzman Covid’e karşı “sıfır hoşgörü” yaklaşımını savunuyor ama İngiltere hükümeti bunun mümkün olmadığı görüşünde.

Bu hafta hükümetin baş bilim danışmanı Patrick Vallance “sıfır Covid şansının sıfır olduğunu” söyledi.

O zaman, “Üçüncü dalga olacaksa, ne kadar büyük olabilir?” sorusuna yanıt aranıyor.

Uzmanların hükümet için hazırladığı modellemelere göre, aşılama kampanyasının iyi gitmesi ve sosyal hayatın çok temkinli bir şekilde normalleşmesi halinde bile 2022 yazına kadar, yani önümüzdeki bir yıl içerisinde İngiltere’de 30 bin kişi daha Covid’den yaşamını yitirebilir.

Bu, İngiltere’de geçtiğimiz bir yıl içinde yaşanan can kaybının (125 bin) dörtte biri kadar. Ayrıca sıradan grip yüzünden ülkede en fazla 25 bin civarında insanın öldüğü düşünüldüğünde ölüm oranının gribe yaklaştığı düşünülebilir.

Fakat bu en iyimser senaryo. Eğer herşey istendiği gibi gitmezse, tahminlere göre ölümler bunun iki misline kadar yani 60 bine kadar çıkabilir.

Kuşkusuz modellemeler belli koşullara bağlı olarak değişebilecek öngörüler. Ama yine de bir uyarı niteliği var ve en azından aşılama kampanyası ne kadar başarılı olsa da salgının alt edildiğinin düşünülmemesi gerektiğinin altını çiziyor.

YORUMLAR

WORDPRESS: 0
DISQUS: 0